Dünyanın en büyük açık hava müzesi Luksor
Luksor Mısır’da vaktinizi doya doya değerlendirebileceğiniz şehirlerden biri. Eski Waset şehri M.Ö.665’de yıkıldığı için geriye iki büyük tapınak olarak Karnak ve Luksor kalmış. Şehir de eski Luksor şehri (Waset), şimdiki Luksor ve Karnak kasabasından oluşmaktadır. Arapların 7. yüzyılda buraya geldiklerinde Mezopotamyalıların yıktığı muhteşem harabeleri görerek şehre El Uksor (Mücevher) adını koyarlar. Nüfusu yaklaşık 200.000 kadar olan şehir, antik Mısır şehri Thebes’in harabelerinin üstüne kurulmuş olduğundan dolayı dünyanın en büyük açık müzesi olarak da adlandırılır. Bu sebepten dolayı her yıl binlerce turist tarafında ziyaret edilir.
Aslında eskiden Karnak ile Luksor arasında 3 km uzunluğunda bir yol varmış. Şimdi her iki tapınakta da bu yolun sadece başlangıcı görülüyor. Karnak tapınağı Waset şehrinin tanrısı ilan edilen Amon’a adanmıştı. 1,2 kilometre kare alanı ile Karnak tapınağı dünyanın en büyük dinsel kompleksi sayılır. Şehrin ortasındaki Luksor tapınağı ise Karnak’dan çok daha küçüktür. III Amenhotep ve II Ramses tarafından yapılmış olan bu tapınak, Mısır’ın Hristiyanlık zamanlarında kilise olarak kullanıldı. Daha sonra kalıntılar halinde evlerin altında kaldı. Tapınağın yeniden keşfinden önce bir de üzerine cami yapılınca bugün hem eski tapınağın parçaları, hem bir kilise hem de bir cami barındırması açısından çok ilginç bir yapı halini aldı. Luksor tapınağı yanında Mumyalama Müzesi bulunuyor. Burada turistler eskiden yapılan mumyalama işleminin incelik ve sırlarına vakıf olma imkanı bulabiliyor.
Krallar Vadİsİ
Krallar vadisi ya da diğer adıyla Vadi El Muluk, Nil’in batı kıyısında, Karnak ve Luksor’un bir zamanlarki Theben’in nekropolunun geniş, şimdi çöl görümündeki alanın içindedir. Bu dev ölüler kentinin yönetimi ve yeni yapılar eklenmesi için,özel bir memurun buyruğu altında bir çok kişiye gerek vardı. Bekçi askerler kışlalarda otururlardı; sonunda küçük köyler biçimini alan ev gruplarında da toprak ve yapı işçileri, taşçılar, her türden zanaatçı, sonunda da ölümlü bedeni koruyan ve firavun için sonsuz bir koruyucu kap hazirlayan,mumyacılar barınırdı. Eski Mısırın firavun ve yöneticileri için yapılan mezarlıklar M.Ö.16. ve 11. yüzyıl arasında yapıldığı düşünülüyor. Krallar Vadisi dünyada en büyük turistik atraksiyonlarından biri sayılıyor. Vadi toplam olarak 62 mezarlığı barındırıyor. Bunlardan en eskisi I Tutmos’a ait olup 1899 yılında bulundu. Krallar Vadisi, 1922’de Amerikalı arkeolog Howard Carter’ın Kral Tutanhamun’un mezarını bulmasıyla eski Mısır’da en iyi tanınan arkeolojik bölgelerden biri haline gelmişti. Mezarlardan sadece 25’i krallara, kalan kısmı ise yüksek mevki şahıslara ait olduğu saptandı. Nil kenarında II Ramses tarafından yaptırılan Luksor Tapınağı, görkemli kolon ve birçok sayıda çıkıntılı yazı ile göze çarpıyor. Tapınak girişinde altı büyük çarın heykeli duruyor, içerideki yazılardan anlaşıldığı üzere ise II Ramses’in hititlere karşı son derece çetin bir mücadele verdiği anlaşılıyor. I Ramses zamanında inşası başlanan Kraliçeler Vadisi, daha sonra tamamlanmasına rağmen bazı kraliçeler hala eşleriyle birlikte gömüldüğü aktarılıyor. Burada 80’e yakın mezar bulunuyor. Luksor’un olağanüstü güzellikleri bununla bitmez. Karnak tapınakları, Eski Mısır sanatları müzesi ve 10 yüzyıldan kaldığı söylenen Mekaşkeş Camii görülmeğe değer olan diğer yerlerdir. Baba Ganuş, Tabuli salatası, Gibna bayda peyniri ve düz ekmekler yerel mutfağın sadece bazıları. Luksor’daki yemek vejeteryanlar için büyük bir nimet, zira burada geleneksel yemeklerin çoğunluğuna et katılmıyor.
Luksor Mısır’da vaktinizi doya doya değerlendirebileceğiniz şehirlerden biri. Eski Waset şehri M.Ö.665’de yıkıldığı için geriye iki büyük tapınak olarak Karnak ve Luksor kalmış. Şehir de eski Luksor şehri (Waset), şimdiki Luksor ve Karnak kasabasından oluşmaktadır. Arapların 7. yüzyılda buraya geldiklerinde Mezopotamyalıların yıktığı muhteşem harabeleri görerek şehre El Uksor (Mücevher) adını koyarlar. Nüfusu yaklaşık 200.000 kadar olan şehir, antik Mısır şehri Thebes’in harabelerinin üstüne kurulmuş olduğundan dolayı dünyanın en büyük açık müzesi olarak da adlandırılır. Bu sebepten dolayı her yıl binlerce turist tarafında ziyaret edilir.
Aslında eskiden Karnak ile Luksor arasında 3 km uzunluğunda bir yol varmış. Şimdi her iki tapınakta da bu yolun sadece başlangıcı görülüyor. Karnak tapınağı Waset şehrinin tanrısı ilan edilen Amon’a adanmıştı. 1,2 kilometre kare alanı ile Karnak tapınağı dünyanın en büyük dinsel kompleksi sayılır. Şehrin ortasındaki Luksor tapınağı ise Karnak’dan çok daha küçüktür. III Amenhotep ve II Ramses tarafından yapılmış olan bu tapınak, Mısır’ın Hristiyanlık zamanlarında kilise olarak kullanıldı. Daha sonra kalıntılar halinde evlerin altında kaldı. Tapınağın yeniden keşfinden önce bir de üzerine cami yapılınca bugün hem eski tapınağın parçaları, hem bir kilise hem de bir cami barındırması açısından çok ilginç bir yapı halini aldı. Luksor tapınağı yanında Mumyalama Müzesi bulunuyor. Burada turistler eskiden yapılan mumyalama işleminin incelik ve sırlarına vakıf olma imkanı bulabiliyor.
Krallar Vadİsİ
Krallar vadisi ya da diğer adıyla Vadi El Muluk, Nil’in batı kıyısında, Karnak ve Luksor’un bir zamanlarki Theben’in nekropolunun geniş, şimdi çöl görümündeki alanın içindedir. Bu dev ölüler kentinin yönetimi ve yeni yapılar eklenmesi için,özel bir memurun buyruğu altında bir çok kişiye gerek vardı. Bekçi askerler kışlalarda otururlardı; sonunda küçük köyler biçimini alan ev gruplarında da toprak ve yapı işçileri, taşçılar, her türden zanaatçı, sonunda da ölümlü bedeni koruyan ve firavun için sonsuz bir koruyucu kap hazirlayan,mumyacılar barınırdı. Eski Mısırın firavun ve yöneticileri için yapılan mezarlıklar M.Ö.16. ve 11. yüzyıl arasında yapıldığı düşünülüyor. Krallar Vadisi dünyada en büyük turistik atraksiyonlarından biri sayılıyor. Vadi toplam olarak 62 mezarlığı barındırıyor. Bunlardan en eskisi I Tutmos’a ait olup 1899 yılında bulundu. Krallar Vadisi, 1922’de Amerikalı arkeolog Howard Carter’ın Kral Tutanhamun’un mezarını bulmasıyla eski Mısır’da en iyi tanınan arkeolojik bölgelerden biri haline gelmişti. Mezarlardan sadece 25’i krallara, kalan kısmı ise yüksek mevki şahıslara ait olduğu saptandı. Nil kenarında II Ramses tarafından yaptırılan Luksor Tapınağı, görkemli kolon ve birçok sayıda çıkıntılı yazı ile göze çarpıyor. Tapınak girişinde altı büyük çarın heykeli duruyor, içerideki yazılardan anlaşıldığı üzere ise II Ramses’in hititlere karşı son derece çetin bir mücadele verdiği anlaşılıyor. I Ramses zamanında inşası başlanan Kraliçeler Vadisi, daha sonra tamamlanmasına rağmen bazı kraliçeler hala eşleriyle birlikte gömüldüğü aktarılıyor. Burada 80’e yakın mezar bulunuyor. Luksor’un olağanüstü güzellikleri bununla bitmez. Karnak tapınakları, Eski Mısır sanatları müzesi ve 10 yüzyıldan kaldığı söylenen Mekaşkeş Camii görülmeğe değer olan diğer yerlerdir. Baba Ganuş, Tabuli salatası, Gibna bayda peyniri ve düz ekmekler yerel mutfağın sadece bazıları. Luksor’daki yemek vejeteryanlar için büyük bir nimet, zira burada geleneksel yemeklerin çoğunluğuna et katılmıyor.




